Kayıtlar

"HERKESİN ATA'SI KENDİNE"

Resim
"Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar." [1] M.Kemal ATATÜRK “…Ben her şey değilim, ben hiçim. Ben hiç olurdum, eğer bu millet bana böyle inanmasaydı…Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna ve benim uğruma canını vermeye hazır olmasaydı ben hiçbir şey yapamazdım.” [2] M.Kemal ATATÜRK Nereden başlasam bilemiyorum...Atatürk’ün kendisine “Atam!” diye hitap edenlere kızarak, “İsmimi böyle bölerek kullanacaklarını bilseydim bu ismi kabul etmezdim” demesinden mi başlasam yoksa, “Büyük Atatürk!”, “Ulu önder!” sözlerine karşılık olarak, “Sizi, adımın önüne böyle riyakar sözler koymaktan men ederim!” diyerek çıkışmasından mı bahsetsem bilemiyorum... Ünlülerin televizyon röportajları sırasında, “Montaj kurbanı oldum” serzenişleri Atatürk’ün uğradığı montoj çarpıtmaları yanında komik kalır herhalde. Atatürk’ün sözlerine...

"...VE TANRI KADINI YARATTI"

“Hayatımda yaptığım hatalardan biri de evlenmektir. İşte görüyorsunuz…Ordular yönettim, meclisler yönettim, savaşlar yaptım, kazandım ama bir kadını yönetemiyorum. Okumuş da olsa, iyi ailede de olsa, sonunda kadın, kadındır. Bir devlet adamına eş olmak belki zor bir sanat…fakat bir devlet adamının eşi olarak kendisine ne yapmak düştüğünü bilmemek acıklı bir şey.” [1] M.K.ATATÜRK "Görünüşte kadına su gibi üstünsün ama iç yüzünden ona mağlupsün, isteklisin." [2] MEVLANA "Kadın psikolojisini 30 yıldır incelememe rağmen, büyük soruya cevap bulamadım: Kadınlar gerçekte ne ister?" SIGMUND FREUD Sözün bittiği bir "an": Bir Kız ve Bir Erkek Bebek Cem Yılmaz'a kulak vermeden olmaz :) [3] Biz erkekler...ne kadar da mutluyuz küçük ve basit dünyamızda...Fizyolojimiz basit, psikolojimiz basit...sadece bir testesteron hormonumuz var...yaşla beraber seviyesi biraz değişince hemen saçmalamaya başlıyoruz biri gelip bizi düzeltene kadar...yanlış...

"TÜRKEL HOCAMA..."

Resim
Bambaşka bir yerde tanıdım onu...bambaşka bir ortamda...anfide onu can kulağıyla dinleyen öğrencilerinden olamadığıma üzüldüm...sonra makaleleri, televizyon programları en önemlisi de aramızdaki yaş farkını unutturan o içten dostluğu aydınlattı beni....perküsyon kursumuzun çıkışındaki sohbetleri ise hepimizin içini ısıttı....beraber güldük, beraber eğlendik...dedim ya bambaşka bir ortamda tanıdım onu...o bambaşka biriydi, enerjisi bambaşkaydı, gülüşü bambaşkaydı, tutturamadığımız ritimlerin ardından kızışı da bambaşkaydı...O Türkel Hocamdı benim, belki de öğrencisi olmadan öğrencisi olan tek kişiydim...O Türkel Hocamızdı bizim...öğrencisi olma şansını yakalayamayan bizlerin...Her ayrılış erkendir ama onunki diğerlerine nispet edercesine erken oldu...Daha aydınlatacağı çok hayat vardı...ama olmadı...Onu tek seven biz değildik anlaşılan, erkenden diğer sevenlerine belki de sevdiklerine kavuşmak istedi...kendi hocalarına...son yolculuğunda yanında olamamak ise başka bir acı oldu benim içi...

"TRANSATLANTIC ALLIANCE (!) IN CLIMATE CHANGE"

It is said that there is a conflict rather than cooperation between the Europe (EU) and US with respect to climate change policy. Before mentioning the Bush administration’s policies on the climate change and the great decline of multilateral approach in a post-9/11 world, I think we need to go in detailed analysis of transatlantic relations about climate change with a historical perspective. In general we can see that both side tend to blame other side, On the US side EU was seen as not having a real intention of taking serious action and on the EU side US was seen as an immoral entity, evading its responsibility to address climate change. The US and EU have disagreed significantly since climate change first emerged as a political issue in 1988. The first round of negotiations lasted from 1988 to 1992 resulted with United Nations Framework Convention on Climate Change (UNFCCC) and in October 1992 in Rio Summit, the US became the first industrialized country to ratify the convention. I...

"THE FUTURE OF EUROPE: USA vs. EU"

One of the main characteristics of the cold war era was delaying the remaining or possible problems between United States of America (USA) and Europe. It is certain that, during the cold war era the singleness and appearance of the ‘hostile’ brought many reacceptances together. Thus, the conflicts between USA and Europe were abandoned or it can be said that the relations between USA and EU were in a deep winter sleep. But first, the deconstruction of the Berlin wall and second the collapse of the Soviet Union triggered awareness not only for USA but also for Europe after a small surprise. From the point of USA’s view, end of cold war created many advantages and also disadvantages of being the only superpower of the world. During the cold war many states, especially the ones which were under the security threat of the Soviet Union, including Turkey, were based their foreign policy to the USA and even, they had to take approval from USA when they wanted to constitute new policy or undert...

"CONSTRUCTION OF HISTORY"

Beyond the classical definition of history, questions about its inner structure have lightened many different points of view for me. At first it was very confusing for me that questioning all the facts that I have red, searched or written under the title of history. How can I feel suspicious about a science which indicates events by giving certain person, location and time? But then I have remembered word of one of my ex-lecturers: “You have to suspect about the fact that you think most certain.” Lastly, I have decided that I need to ask this: What is history. According to E.H. Carr, when we try to answer the question of “What is history” our answer reflects our attitude in period of time accidentally or purposely. And also it constitutes a part of our response to the question of what we think about the society that we live in. [1] In fact, this situation can be evaluated as an other approach about this famous word: “The main indicator of human thought is that the general consideratio...

"TARİH NEDİR ?"

"Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır." M.K.Atatürk Tarihin klasik tanımlamalarının ötesinde onun içeriğine dair yapılan sorgulamalar aslında benim için bambaşka bir sorular demetinin keşfedilmesi açısından oldukça faydalı oldu.Bugüne kadar “tarih” adı altında okuduğum, araştırdığım ya da yazdığım şeylerin aslında gerçeğin ne kadarını yansıttığını sorgulamak ilk başlarda kafamı oldukça karıştırdı.Öyle ya olayları kişi, yer ve zaman göstererek aktaran daha doğrusu aktardığına inandığım bir bilimden neden şüphe edecektim ki ?.Ama birden aklıma bir hocamın sözü geldi : “En çok doğru bildiğinizden kuşkulanın” ve bugüne kadar neden yapmadığımı düşündüğüm şu soruya kendimce bir cevap vermeye karar verdim : “Tarih nedir ?” “Tarih nedir ?” sorusunu cevaplamayı denediğimizde, cevabımız bilerek ya da bilmeyerek, zaman içindeki kendi tutumumuzu yansıtır ve daha geniş bir soruya, içinde yaşadığımız ...